Toplu taşıma araçlarındaki “cep telefonu yasak” ibaresinin neden konulduğunu ve bu ibarenin aslında ne kadar da yerinde olduğunu geçtiğimiz günlerde yeniden gördüm. İnsanların bencil tavırları ve beşeri münasebet kurallarından bihaber olmaları her zaman kolaylık ve konfor sağlayan iletişim araçlarını da sevimsiz kılmakta.

Mesai bitiminde günün yorgunluğuyla otobüse bindim. Bir genç arkadaşımız tam da “cep telefonunuzu kapatınız” uyarı yazısının karşısında, elindeki telefonuyla, seyahat boyunca bir onu, bir bunu aramakta, argo şakalaşmalardan tutun da haftalık planını anlatmaya kadar her şeyine tüm yolcuları da ortak etmekteydi. Hayatını hiç merak etmediğimiz bu kişinin yakın geçmiş ve gelecek planlarını öğrendik zorunlu olarak. Otobüste günün yorgunluğunun ardından kafa dinlemek için çırpınan diğer yolcuların homurdanmaları ve İETT şoförünün birkaç ikazı cılız delikanlıyı hiç etkileyemedi. Altıncı görüşmesinin ardından yerinden doğrulup arkaya bakarak, sözüm ona “bir durum mu var” bakışı fırlattıktan sonra yeni görüşmelere yelken açtı. Sayesinde orta yaşlı yolcular sabır çekerek ciddi bir sabır sınavından geçtiler……

90lı yıllardan itibaren ülkemizde kullanılmaya başlanan cep telefonu ile konuşma, adabı öğrenilmedikçe bu iletişim aracının toplu taşımada yasaklanması gerekiyor. Kimse kimsenin huzurunu bozmak, gürültü kirliliği yapmak ve umarsızca bu kirliliği arttırarak devam ettirmek hakkına sahip değil. Bu hakkı kendinde görüp davranışlarını düzeltmeyenlere de gereken yasal yaptırımlar uygulanmalı.

Başkalarına verip talkımı, kendiniz yutmayın salkımı. Yeri geldiğinde başkalarının sesinden rahatsız olanlar, farkında olmadan kendileri de aynı saygısızlığı yapmaktalar. Öyleyse ne imiş; herkesin huzuru için “bir sus be güzel kardeşim” sözünü duymadan önlemimizi almamız gerekirmiş.