Kavgalar, gürültüler, ağzı olanın konuştuğu hoşnutsuzlukla dolu bir yaşam! Kimsenin kimseye değer vermediği, değer verenlerin de ezilmeyi göze aldığı bir maraton… Her gün bir olay, her gün bir acı haber, her gün bir hareketlilik… Herkes konuşuyor, ama ne konuştuğunu gerçek anlamda bilen kaç kişinin olduğunu düşünüyorum. Neyi, niçin tartışıyoruz? Korkularımız, kaygılarımız ne? Mevcudu, bizi mutsuz eden şartları değiştirmek için nasıl bir tutum sergiliyoruz? Her gün çenemizi yormakla düzelmeyeceğini bildiğimiz düzen üzerine sürekli konuşmak ve aynı şeyler üzerinde dönüp durmak hoşumuza mı gidiyor acaba içten içe? Gerçekten eyleme döktüğümüz andan itibaren başlıyor değişim, biliyoruz ama kaçımızın bunu yapmaya cesareti var acaba? Amaçlarımızın peşinden korkusuzca gitme cesaretini gösteren kaç kişi bulunuyor etrafımızda? Engelleri, bahaneleri önüme koymayın şimdi, çünkü ben de sizin gibiyim. Her zaman bir bahanem var; yaşamıma yön vermeyi istediğim ama değiştirmeyi beceremediğim zamanlarda sığındığım bahaneler!!! Oysa sizin gibi ben de çok iyi biliyorum ki her şey yine bende bitiyor. Engellemeler, karşıt görüşler ve alacağınız tepkiler eğer mutsuzluğunuzun devamına yol açacaksa varsın herkes bir şeyler yapsın, ağzı olan konuşsun, siz amacınızdan vazgeçmeyin.
Sanırım buna en güzel örnek tüm dünyevi hırslardan vazgeçip o insani yardım gemisine binip yola çıkan yüzlerce insan. Onlar ölümü bile göze aldılar savundukları düşünce uğruna. Ne mutlu ki tüm dünyaya bir şekilde seslerini duyurdular ve üzerine ölü toprağı atılmışçasına Gazze halkının yaşadıklarına sadece seyirci kalan diğer dünyalılar!!! belki de bu adımla az da olsa hatırlayabildiler insan olduklarını, ki bence herkes bir silkelenip kendine geldi, öyle olmasa tüm dünyada İsrail protestoları bu kadar güçlü bir şekilde yapılmaya başlanmaz ve devam etmezdi. Bu büyük bir adımdı. Ortadoğu’ daki dengelerin değişmesi için önemli bir adım. Verilen şehitlere rağmen bence kısmen de olsa amacına ulaşmış bir girişimdi. Onlar inandılar ve inandıkları uğruna mücadeleye gözlerini kırpmadan girebildiler.
Oysa biz dünyevi zevklere yenik düşmüş faniler, çok da ölüm kalım meselesi haline dönüşmeyecek, belki de hayatımıza tamamen yeni renkler katabileceğine inandığımız amaçlarımızı ertelemeyi daha uygun buluyoruz. Kısa süre önce çok sevdiğim bir dostum yıllardır hayalini kurduğu şartlara kavuşabilmek adına köklü bir değişim kararı aldıklarını açıkladı. O anlattı ben ağladım, onu kaybedecek olmanın korkusu sardı belki biraz, ama biliyordum gerçek dostluklar yollarla bitmez hatta daha da kök salar. O zaman nedendi gözyaşlarım; belki de sürekli ertelemekte olduğum kararlarıma, başkalarını mutlu edebilmek adına vazgeçtiğim mutluluklarıma, ya da cesaretsizliğime akıttım o gözyaşlarımı.
Yine de hiçbir şey için geç değil, biliyorum. Ve yine biliyorum ki her gün bize sunulmuş bir armağan. Öyleyse sil baştan başlayabilmeli bazen insan; hayatı sıfırlayarak, ama hiçbir şeyi unutmadan, yaşadıklarından dersler çıkartarak artılarını arttıracak yaşamlara merhaba diyebilmek gücünü hissedebilmeli.
Umutlarımızın gerçek olması inancını hiçbir zaman söndürmememiz ümidiyle….
Elvan Alkaya
Ellerine sağlık.
Hayallerinin yakasını hiç bırakmaman dileğiyle…