Emelela

GÜLÜMSEDİĞİN KADAR VARSIN….

Genel

BABA OLMAYI BAŞARABİLENLERİN GÜNÜ KUTLU OLSUN

Baba olabilmek; sadece çocuğun dünyaya gelmesine yardımcı olabilmek, para verip iyi okullarda okutmak, tatile göndermek değil, baba olabilmek; saygıyı, merhameti, insan olabilmeyi kendi canından olana öğretebilmeyi başarmak demek. Baba demek; dünyaya gelmesine neden olduğu cana huzurlu, saygılı, güvenli bir hayat verebilmeyi başarabilmek demek. Ve yine baba demek; çocuğunun yaslanabileceği çınar olduğunu gösterebilmenin yanısıra, onun, kendi ayakları üzerinde durabileceğini de öğretebilmek demek…..

Bu eşsiz varlıkları bir gün için hatırlamak ne kadar doğru tartışılır, ancak, gerçekten kutlanmayı hak eden babaların, babalar gününü candan kutluyorum……

Mutlu süren evliliklerine bir gölge düşüverir mutluluklarının ikinci yılında.
Dünya güzeli ilk göz ağrıları, on aylıkken geçirdiği havale sonrasında epilepsi hastası olmuştur. Genç çift, yaşamlarının baharında, zor günler geçirmeye başlar.
Bir yandan genç adamın işten çıkarılması, yoksulluk, bir yandan genç kadının gözü önünde kıvranan evladının, sağlığına kavuşması için çaresizce çırpınışları… Bu mücadele daha da kenetler kadınla adamı birbirine.
Umutlarını yitirmeden devam etme kararı alırlar yollarına.
Sevginin her olumsuzluğu hafifleteceğine inanmışlardır bir kere. Üç çocukları daha olur. Hepsi sağlıklıdır. Anne-baba sürekli hastane koridorlarında medet arar oğulları için yıllarca. Hem diğer yavrularına, hem hasta oğullarına hep merhametle, sabırla, sakince yaklaşırlar. İnsanlığı, saygıyı, her şeye rağmen sevgiyi ve hoşgörüyü öğretmeye çalışırlar. Baba vardiyalı çalışıyordur, ama hiçbir gün eşine destek olmaktan çekinmez, kimsenin desteğine ihtiyaç duymadan birlikte büyütürler evlatlarını. Erkek “çalışıyorum, terbiyeleri annelerinden sorulur, ben parasal destek olurum” dememiştir tek bir gün bile. Yeri gelmiş, gece oturup evlatlarının başında beklemiş, yeri gelmiş, sabah okullarına yetiştirmiş. O yoksulluk içinde her akşam cebi dolu gelmiş evlatlarını sevindirebilmek adına.

Karneleri iyi olan çocuklarına, her yıl, yaz tatiline girerken bisiklet sözü verir, ama tutamaz, çocukları da hiç içerlemezmiş babalarının bu sözü tutamamasına, bilirlermiş elinde olsa zaten alacağını babalarının. Bilirlermiş ki hasta abileri de dahil babalarının da annelerinin tek dünyası çocuklarıdır. Yıllar geçmiş, ağır hastalığına yenilmiş büyük oğulları kırk altı yaşında. Offf bile demeden,niçin bize bu sınav düştü demeden baktıkları evlatlarını bir sabah uyandıramamışlar. O baba tüm acısına rağmen diğer çocuklarına güçlü görünebilmek adına yine en metanetli olabilmeyi seçmiş.Oysa yüreğinin yangınını hiçbir teselli dindiremezmiş. Köşesine çekilip diğer çocuklarından sürekli fark edilmeyi beklemiş. Yıllarca tüm hastalıklara,olumsuzluklara rağmen verdiği sevginin meyvesini bir gün alacağını biliyormuş. O, dertli, stresli yıllarında dair ne o baba, ne de dertli anne asla bir fiske kondurmamışlar çocuklarına anlamsız yere…..

Neden anlattım bu hikayeyi?
Çünkü hasta çocuğu olmamasına rağmen, yani sağlıklı evlatlara sahip olmasına rağmen evinden uzaklaşan, çocuklarına kötü davranan, evladının sesinden rahatsız olup uyguladığı şiddet sonrasında ölümüne sebebiyet veren, çocuğu; yaşamını kısıtlayan unsur olarak gören ve dışarıya yönelen babaların varlığı da azımsanmayacak kadar fazla olan bu düzende yukarıdaki hikayenin baş kahramanının yani SEVGİLİ BABAMIN ve babam gibi babalığın hakkını vererek hayatını idame ettirenlerin babalar gününü en içten dileklerimle kutluyorum .

Emel ACAR

4 Comments

  1. Anonim

    Rabbim Babana, sana, evladına ve tüm sevdiklerine uzun ömürler versin

  2. Anonim

    You replied to this comment.

  3. <3 Babanın ellerinden öperiz

Leave a Reply

Tasarım: AybaNet