Yazı orucu da olurmuş meğer, aylardır kalemimin ucuna düşürmekten kaçındım cümlelerimi.Dilime gelenleri yuttum sessizce. Hep “daha zamanı değil dedim”niyeyse. Oysa nasıl da hafifliyormuş insan,nasıl da arınıyormuş yazdıkça.Yazmaya susar mı insan;susanıyormuş.

İyiki de dün gece kelimeler dökülüvermiş klavyeme .İyiki her zamanki gibi yapmamışım ve yazmaya devam ederek, izin vermişim parmak uçlarımdan kayıp gitmesine düşüncelerimin. Ne de güzel oldu iç sesimin dışa vuruşunu okumak,okudukça ferahlamak,tekrar ettikçe cümleleri, belleğimde daha da oturtmak kabullenmeye çalıştığım gerçekleri.

Yazmak; en büyük özgür olma biçimi.Seni anlatan, kişiliğini ortaya koyan en güzel eylem. Yazmadıkça okumaya da küsebiliyor insan.Küsünce uzaklaşıyor kendinden, yaşama sevinci azalıyor sanki.En azından kendi adıma rahatça ifade edebiliyorum; yazmadığımda uzaklaşıyorum kendimden.İçimdeki çırpınışlar,sorgulamalar dışa vurunca özgürleşiyor ve ben oluyorum yeniden.