Güvensizliğin hakim olduğu şu dönemde ne kadar da muhtacız menfaatsiz, çıkar gözetmeden, karşılık beklemeden uzanacak bir ele. Çok zor olduğunu hatta imkansız olduğunu bile düşünenlerimizin sayısı hiç de az değildir sanırım. Kendi kanınızdan olan insanların bile yeri geldiğinde menfaatlerini hesap ederek hayatınıza müdahil olmaya çalışmalarını da göz önünde bulundurursanız, bu güvensizliğinizde haksız sayılmazsınız. Ancak hep derler ya; bazen canının düşünemediğini dokuz kat eller düşünüyor diye, bu sözün ne kadar haklı söylenmiş olduğunu Pazar günü gerçekleştirilen Avrasya Maratonu’ nda bire bir gördüm. 8 tekerlekli sandalyedeki omurilik felçlilerini ve engellileri hiçbir çıkar gözetmeden, sırf “biz de varız” amacını diğerlerine de duyurmayı hedefleyen, yaklaşık 100 kişi koşu boyunca tekerlekli sandalyedeki kişileri ittirerek onları maratonun bitiş noktasına kadar ulaştırdılar. Verilen madalyaları da felçli ve engelli vatandaşlarımıza teslim ettiler. Ayrıca reklam, duygu sömürüsü yapmadan 750 bağışçıdan 130.650 TL bağış topladılar ve sayı her dakika artıyor!
Bu insanlar kimler mi?
Değişik iş gruplarından “Adım Adım Oluşumu” adı altında bir grup oluşturmuş ve günlük hayatın hengamesine rağmen yardıma muhtaç, sesini duyurmak isteyen, unutulmayı seçmeyen vatandaşlarımızın eli, kolu, ayağı olabilmek adına yola çıkmış yüzlerce kişi. İş yaşamlarındaki yoğun tempoya rağmen koşuşturmaya yenilmeyen, hem sağlıklı bir yaşam sürebilmek, hem de faydalı işler yapabilmek adına çıkmışlar bu yola. www.adimadim.org adresinden neler yaptıklarını, onlara nasıl katılabileceğinizi öğrenebilirsiniz. Türkiye içinde ve dünyanın çeşitli ülkelerinde düzenlenen spor organizasyonlarına katılan bu grup engelli vatandaşlarımız için koşuyor ve yüzüyorlar. Toplanan bağışlarla Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı, Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği, Toplum Gönüllüleri Vakfı ve Buğday destekleniyor.
Tabii bu kadar duyarlı insanın yanı sıra duyarsız duyarlıların!!! sayısı da oldukça fazla. Mesela toplu taşıma araçlarında, alışveriş merkezlerinde, çeşitli umuma açık alanlarda engellilere ayrılan kısımlardan nedense hep oldukça sağlıklı görülen özürlüler çıkmakta. Bu insanlara engelli diyemiyorum ancak özürlü demekle yetinebiliyorum. Kendileri için ayrılmış o kadar alan mevcut iken sınırlı sayıda yapılmış olan engelli alanlarını niçin tercih ederler sizce? Gizli kalmış engellerini giderebilmek için mi?
Çok sevdiğimiz görme engelli abimizle konuşurken öyle bir cümle kurdu ki hala düşündükçe acı bir tebessüm yayılır yüzüme. “Otobüs durağında beklerken bazısı gelip bana soruyor falanca otobüs geçti mi diye, ben de kör müsün kardeşim daha geçmedi diyorum. Sanırım o zaman bana dikkatli bakmayı aklına getiriyor ve afallayıp uzaklaştığını hissediyorum yanımdan sessizce. Hep düşünmüşümdür. Acaba ben miyim kör olan yoksa kendinden başka kimseyi görme çabası içinde olmayan engel-sizler mi?”
Leave a Reply